Mide kanseri tanısı alan hastaların ve yakınlarının aklında çok sayıda soru olur. Bu soruların bir kısmı hastalığın tamamen iyileşip iyileşmeyeceğiyle, bir kısmı ameliyat, kemoterapi, beslenme, yaşam süresi ve günlük hayata dönüşle ilgilidir.
Bu bölümde yer alan yanıtlar genel bilgilendirme amaçlıdır. Her hastanın evresi, tümör tipi, genel sağlık durumu, beslenme durumu ve tedavi planı farklı olabilir. Bu nedenle kesin karar mutlaka hastayı takip eden cerrahi ve medikal onkoloji ekibi tarafından verilmelidir.
Mide kanseri tamamen iyileşir mi?
Evet, bazı hastalarda mide kanseri tamamen tedavi edilebilir. Özellikle erken evrede saptanan, uzak metastazı olmayan ve cerrahi olarak tamamen çıkarılabilen hastalarda kür şansı vardır. Ancak iyileşme olasılığı hastalığın evresine, lenf nodu tutulumuna, tümörün biyolojik özelliklerine, cerrahi başarısına ve ek tedavilere bağlıdır.
Mide kanserinde cerrahi, uygun hastalarda kür şansı sağlayan temel tedavilerden biridir. American Cancer Society, kanser vital yapılara ilerlememiş veya uzak organlara yayılmamışsa ve hasta ameliyata uygunsa cerrahinin diğer tedavilerle birlikte kür şansı açısından en önemli seçeneklerden biri olduğunu belirtmektedir.
Mide kanserinde yaşam süresi ne kadardır?
Mide kanserinde yaşam süresi tek bir rakamla söylenemez. En önemli belirleyici hastalığın evresidir. Mideye sınırlı hastalıkta sağkalım daha yüksekken, uzak metastaz varlığında tedavi daha çok hastalığı kontrol etmeye ve yaşam kalitesini korumaya yönelir.
Bu nedenle “kaç yıl yaşarım?” sorusundan önce “hastalığın evresi nedir, ameliyatla tamamen çıkarılabilir mi, biyobelirteçler nelerdir, genel durum nasıl?” soruları yanıtlanmalıdır.
Mide kanseri ameliyatsız tedavi edilebilir mi?
Bazı çok erken evre mide kanserlerinde endoskopik tedavi, yani EMR veya ESD gibi yöntemler uygun olabilir. Ancak bu yalnızca tümör mukozaya sınırlıysa, lenf nodu metastaz riski düşükse ve patolojik kriterler uygunsa düşünülür. Daha ileri evrelerde ameliyatsız tedavi genellikle küratif amaç için yeterli değildir.
American Cancer Society, EMR ve ESD’nin bazı çok erken evre kanserlerde, tümör mide duvarında derine ilerlememiş ve mide dışına yayılma riski düşükse kullanılabileceğini belirtir.
Her mide kanseri hastasına ameliyat gerekir mi?
Hayır. Ameliyat kararı hastalığın evresine ve hastanın genel durumuna göre verilir. Erken ve lokal ileri evrede cerrahi tedavinin ana parçası olabilir. Ancak yaygın metastatik hastalıkta ameliyat her zaman doğru seçenek değildir; bu durumda sistemik tedavi, beslenme desteği ve semptom kontrolü öncelikli olabilir.
Kanser tamamen çıkarılamayacak kadar ileri evredeyse, cerrahi bazı hastalarda kanama veya tıkanıklık gibi sorunları gidermek için palyatif amaçla yapılabilir; bu tip cerrahinin amacı hastalığı tamamen iyileştirmek değildir.
Mide tamamen alınırsa yaşam nasıl olur?
Mide tamamen alındığında hasta yaşamaya devam edebilir, ancak beslenme düzeni kalıcı olarak değişir. Total gastrektomi sonrası yemek borusu ince bağırsağa bağlanır ve yiyeceklerin depolanacağı mide haznesi kalmaz. Bu nedenle hasta büyük porsiyonlar yerine küçük ve sık öğünlerle beslenmelidir.
American Cancer Society, midesi tamamen alınan kişilerin bir seferde az miktarda yemek yiyebildiğini ve bu nedenle daha sık beslenmeleri gerektiğini belirtir.
Midenin tamamı mı alınır, bir kısmı mı?
Bu karar tümörün mide içindeki yerine, yaygınlığına, cerrahi sınır güvenliğine ve lenf nodu durumuna göre verilir. Midenin alt kısmındaki tümörlerde distal subtotal gastrektomi yeterli olabilirken, üst bölümdeki veya mide içinde yaygın tümörlerde total gastrektomi gerekebilir.
Ameliyatta amaç mümkün olduğunca mide korumak değil, tümörü güvenli ve onkolojik olarak doğru sınırlarla çıkarmaktır. American Cancer Society, cerrahın mideyi mümkün olduğunca korumaya çalışabileceğini ancak ana hedefin tüm kanserin çıkarılması ve negatif cerrahi sınır elde edilmesi olduğunu belirtir.
R0 rezeksiyon ne demektir?
R0 rezeksiyon, tümörün mikroskobik olarak geride kanser hücresi bırakmadan çıkarılması anlamına gelir. Patoloji raporunda cerrahi sınırların temiz olması, yani çıkarılan dokunun kenarlarında tümör görülmemesi önemlidir.
Mide kanseri cerrahisinde en önemli hedeflerden biri R0 rezeksiyondur. Çünkü geride mikroskobik tümör kalması nüks riskini artırabilir ve ameliyat sonrası tedavi planını değiştirebilir.
D2 lenf nodu diseksiyonu neden önemlidir?
Mide kanseri lenf nodlarına yayılabilen bir hastalıktır. Bu nedenle ameliyat sırasında yalnızca midenin tümörlü kısmını çıkarmak yetmez; uygun hastalarda çevre lenf nodlarının da onkolojik prensiplere göre çıkarılması gerekir.
Lenf nodu diseksiyonu hem hastalığın doğru evrelenmesini sağlar hem de bölgesel hastalık kontrolüne katkı verir. American Cancer Society, mide kanseri ameliyatında lenf nodu diseksiyonunun çok önemli olduğunu ve ABD’de gastrektomi sırasında en az 16 lenf nodunun çıkarılmasının önerildiğini belirtmektedir.
Kemoterapi şart mı?
Her hastada şart değildir. Çok erken evre bazı hastalarda yalnızca endoskopik tedavi veya cerrahi yeterli olabilir. Ancak Evre II–III veya lenf nodu tutulumu olan hastalarda kemoterapi sıklıkla tedavinin önemli bir parçasıdır.
American Cancer Society, mide kanserinde kemoterapinin çoğu hastada tedavinin bir parçası olabileceğini; ameliyat mümkünse ameliyat öncesi ve sonrası verilebileceğini, ameliyat sonrası mikroskobik hastalık riskini azaltmak için kullanılabileceğini ve metastatik hastalıkta hastalığı küçültmek veya yavaşlatmak amacıyla verilebileceğini belirtir.
Ameliyattan önce kemoterapi neden verilir?
Ameliyat öncesi kemoterapiye neoadjuvan veya perioperatif tedavinin ilk bölümü denir. Amaç tümörü küçültmek, mikroskobik yayılım riskini azaltmak ve cerrahinin başarı şansını artırmaktır. Lokal ileri mide kanserlerinde bu yaklaşım sık kullanılır.
Bu karar mutlaka multidisipliner konseyde verilmelidir. Çünkü bazı erken evre hastalarda doğrudan cerrahi uygunken, bazı lokal ileri hastalarda önce kemoterapi daha doğru olabilir.
Ameliyat sonrası kemoterapi neden verilir?
Ameliyat sonrası kemoterapi, gözle görülemeyen mikroskobik hastalık riskini azaltmak için verilir. Patoloji raporunda lenf nodu tutulumu, derin tümör invazyonu veya yüksek riskli özellikler varsa adjuvan tedavi gündeme gelebilir.
Kemoterapinin gerekip gerekmediği ameliyat öncesi evreye, ameliyat sonrası patolojiye, cerrahi sınır durumuna, lenf nodu sayısına ve hastanın genel durumuna göre belirlenir.
Kemoterapi çok ağır mıdır?
Kemoterapi yan etkileri kişiden kişiye değişir. Bulantı, iştahsızlık, halsizlik, ishal veya kabızlık, ağız yarası, saç dökülmesi, kan değerlerinde düşme ve enfeksiyon riskinde artış görülebilir. Ancak günümüzde destek tedavileriyle birçok yan etki daha iyi kontrol edilebilmektedir.
American Cancer Society, kemoterapinin hızlı bölünen hücreleri etkilediği için bulantı-kusma, iştah kaybı, saç dökülmesi, ishal veya kabızlık, ağız yaraları, enfeksiyon riski, kolay kanama ve halsizlik gibi yan etkilere yol açabileceğini belirtmektedir.
Hedefe yönelik tedavi nedir?
Hedefe yönelik tedavi, tümör hücresindeki belirli biyolojik hedefleri hedefleyen ilaçlarla yapılan tedavidir. Mide kanserinde HER2, VEGFR2 veya Claudin 18.2 gibi hedefler tedavi seçimini etkileyebilir.
Bu tedaviler her hastaya verilmez. Önce patoloji ve moleküler testlerle tümörün uygun hedefi taşıyıp taşımadığı değerlendirilir.
İmmünoterapi nedir?
İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasını ve onlara karşı daha etkili çalışmasını amaçlayan tedavi yöntemidir. Mide kanserinde özellikle ileri evre veya metastatik hastalıkta PD-L1, MSI/dMMR ve diğer biyobelirteçlere göre gündeme gelebilir.
İmmünoterapi her hasta için uygun değildir. Otoimmün hastalık, organ nakli öyküsü veya ciddi bağışıklık sistemi sorunları olan hastalarda daha dikkatli değerlendirme gerekir.
Robotik cerrahi daha mı iyi?
Robotik cerrahi bazı hastalarda teknik avantajlar sağlayabilir: üç boyutlu görüntü, hassas hareket kabiliyeti ve dar alanlarda daha kontrollü diseksiyon gibi. Ancak robotik cerrahi her zaman açık veya laparoskopik cerrahiden daha üstün anlamına gelmez.
Mide kanserinde asıl önemli olan küçük kesi veya robot kullanılması değil; R0 rezeksiyon, yeterli lenf nodu diseksiyonu, güvenli rekonstrüksiyon ve cerrahın deneyimidir. American Cancer Society, laparoskopik ve robotik yaklaşımların bazı merkezlerde uygulanabildiğini, daha kısa hastane yatışı ve daha az ağrı gibi avantajlar sağlayabildiğini; ancak uzun dönem sonuçların genel olarak benzer göründüğünü ve cerrah deneyiminin çok önemli olduğunu belirtir.
Laparoskopik mide kanseri ameliyatı yapılabilir mi?
Evet, seçilmiş hastalarda laparoskopik gastrektomi yapılabilir. Ancak tüm hastalar için uygun değildir. Tümörün evresi, yerleşimi, lenf nodu durumu, önceki ameliyatlar, obezite, çevre organ invazyonu ve cerrahi ekibin deneyimi karar üzerinde etkilidir.
Laparoskopik cerrahi küçük kesi avantajı sağlayabilir; fakat mide kanserinde temel kriter onkolojik güvenliktir.
Açık ameliyat daha mı güvenlidir?
Bazı ileri, büyük veya kompleks tümörlerde açık cerrahi daha güvenli ve kontrollü olabilir. Özellikle çevre organ invazyonu, bulky lenf nodları veya geniş rezeksiyon ihtiyacı varsa açık yaklaşım tercih edilebilir.
Açık cerrahi “eski yöntem” değildir. Doğru hastada açık cerrahi en güvenli onkolojik seçenek olabilir.
Mide kanseri genetik midir?
Mide kanserlerinin çoğu doğrudan kalıtsal değildir. Ancak bazı ailelerde genetik yatkınlık olabilir. Özellikle genç yaşta mide kanseri, ailede birden fazla mide kanseri, diffüz tip mide kanseri veya lobüler meme kanseri öyküsü varsa genetik danışmanlık düşünülmelidir.
CDH1 mutasyonu gibi bazı kalıtsal sendromlar diffüz mide kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle aile öyküsü ayrıntılı sorgulanmalıdır.
Ailemde mide kanseri varsa ben de endoskopi yaptırmalı mıyım?
Birinci derece akrabasında mide kanseri olan kişilerde risk değerlendirmesi yapılması uygundur. Bu, her kişiye otomatik endoskopi yapılacağı anlamına gelmez; ancak H. pylori testi, dispepsi şikâyetleri, yaş, ailede tanı yaşı ve varsa alarm bulguları birlikte değerlendirilmelidir.
Aile öyküsü güçlü ise gastroenteroloji değerlendirmesi ve gerekirse endoskopik takip planı yapılmalıdır.
Helicobacter pylori mutlaka kansere dönüşür mü?
Hayır. H. pylori enfeksiyonu olan kişilerin büyük çoğunluğunda mide kanseri gelişmez. Ancak H. pylori mide kanseri için önemli ve değiştirilebilir bir risk faktörüdür. Özellikle kronik gastrit, atrofik gastrit, intestinal metaplazi veya aile öyküsü varsa daha dikkatli değerlendirme gerekir.
H. pylori saptanırsa uygun hastalarda eradikasyon tedavisi planlanmalı ve tedavi sonrası bakterinin temizlenip temizlenmediği kontrol edilmelidir.
H. pylori tedavi edilirse mide kanseri riski tamamen biter mi?
Hayır. H. pylori eradikasyonu riski azaltabilir ancak riski sıfırlamaz. Özellikle atrofi, intestinal metaplazi veya displazi gelişmişse, bakteri temizlense bile endoskopik takip gerekebilir.
Bu nedenle “mikrop tedavi edildi, artık sorun yok” yaklaşımı her hasta için doğru değildir. Mide mukozasının durumu önemlidir.
Mide kanseri ağrı yapar mı?
Mide kanseri ağrı yapabilir, ancak erken evrede hiç ağrı olmayabilir. Bazı hastalarda hazımsızlık, erken doyma, iştahsızlık, bulantı, kilo kaybı veya kansızlık gibi daha silik belirtiler ön plandadır.
Bu nedenle uzun süren mide şikâyetleri, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, siyah dışkılama, kusma veya yutma güçlüğü varsa gecikmeden değerlendirme yapılmalıdır.
Mide kanseri kan tahlilinde çıkar mı?
Hayır. Mide kanseri yalnızca kan tahliliyle kesin tanı konan bir hastalık değildir. Kan testlerinde kansızlık, demir eksikliği, albümin düşüklüğü veya karaciğer fonksiyon değişiklikleri görülebilir; ancak tanı için endoskopi ve biyopsi gerekir.
Tümör belirteçleri de tek başına tanı koydurmaz. Takipte yardımcı olabilir, ama endoskopi, patoloji ve görüntüleme yerine geçmez.
Mide kanseri tanısı nasıl kesinleşir?
Kesin tanı endoskopi sırasında alınan biyopsinin patolojik incelemesiyle konur. Endoskopide görülen şüpheli alanlardan örnek alınır ve mikroskop altında tümör tipi değerlendirilir.
Tanı kesinleştikten sonra evreleme için BT, PET-BT, endoskopik ultrason, tanısal laparoskopi veya moleküler testler gerekebilir.
PET-BT şart mı?
Her hastada şart değildir. PET-BT bazı hastalarda uzak metastaz araştırması veya tedavi planlaması için yararlı olabilir; ancak mide kanserinde her tümör PET’te güçlü tutulum göstermeyebilir. Özellikle diffüz tip veya müsinöz özellikli tümörlerde PET duyarlılığı sınırlı olabilir.
Bu nedenle PET-BT kararı tümör tipi, evre, BT bulguları ve tedavi planına göre verilmelidir.
Endoskopik ultrason gerekli mi?
Endoskopik ultrason özellikle erken evre ile lokal ileri hastalığı ayırmada, tümörün mide duvarındaki derinliğini değerlendirmede ve bazı hastalarda tedavi stratejisini belirlemede yararlı olabilir. Ancak her hastada zorunlu değildir.
Eğer BT’de ileri hastalık netse veya doğrudan sistemik tedavi planlanıyorsa endoskopik ultrason her zaman ek bilgi sağlamayabilir.
Tanısal laparoskopi neden yapılır?
Tanısal laparoskopi, özellikle lokal ileri mide kanserinde BT veya PET-BT’de görülmeyen periton metastazlarını saptamak için yapılabilir. Karın içine kamera ile bakılır ve gerekirse periton lavajı alınır.
Bu işlem, gereksiz büyük ameliyatları önleyebilir. Çünkü periton yayılımı varsa tedavi planı genellikle cerrahiden önce sistemik tedavi yönüne değişir.
Mide kanseri karaciğere yayılırsa ameliyat olur mu?
Karaciğer metastazı varsa hastalık genellikle Evre IV kabul edilir ve tedavinin temelini sistemik tedavi oluşturur. Ancak çok seçilmiş hastalarda, sınırlı metastaz ve iyi tedavi yanıtı varsa cerrahi multidisipliner konseyde tartışılabilir.
Bu yaklaşım standart değildir. Hastanın genel durumu, metastaz sayısı, periton tutulumu olup olmadığı ve sistemik tedavi yanıtı belirleyicidir.
Mide kanserinde periton yayılımı ne anlama gelir?
Periton yayılımı, kanserin karın zarına yayılması anlamına gelir. Mide kanserinde önemli bir metastaz şeklidir ve tedavi stratejisini değiştirir. Bu durumda çoğu hastada sistemik tedavi ve semptom kontrolü ön plandadır.
Periton tutulumu olan hastalarda beslenme, asit, tıkanıklık ve ağrı yönetimi tedavinin önemli parçalarıdır.
Mide kanserinde stent ne zaman takılır?
Mide çıkışında tümöre bağlı daralma varsa hasta yemek yiyemez, sürekli kusabilir veya sıvı alamayabilir. Bu durumda endoskopik stent, tıkalı bölgenin açılması için kullanılabilir.
Stent genellikle palyatif amaçlıdır. Amaç hastanın beslenmesini kolaylaştırmak, kusmayı azaltmak ve gerekiyorsa sistemik tedaviye devam edebilmesini sağlamaktır.
Gastrojejunostomi nedir?
Gastrojejunostomi, mide çıkış tıkanıklığında midenin tıkalı bölgesini bypass ederek mide ile ince bağırsak arasında yeni bir yol oluşturulmasıdır. Böylece yiyecekler tıkalı bölgeden geçmek zorunda kalmadan ince bağırsağa ulaşabilir.
Stent daha az invaziv olabilir; gastrojejunostomi ise seçilmiş ve genel durumu uygun hastalarda daha kalıcı bir çözüm olabilir.
Mide ameliyatından sonra kaç gün hastanede kalınır?
Hastanede kalış süresi ameliyatın tipine, açık veya minimal invaziv yapılmasına, total veya subtotal gastrektomi olmasına, hastanın yaşına ve komplikasyon gelişip gelişmemesine göre değişir. Genellikle hasta ağrısı kontrol altına alındığında, yürüyebildiğinde, yeterli sıvı-gıda alabildiğinde ve kan değerleri stabil olduğunda taburculuk düşünülür.
Net süre kişiye göre değiştiği için hasta, ameliyatı yapan cerrahi ekibin planına göre hareket etmelidir.
Mide ameliyatından sonra ne zaman yürünür?
Uygun hastalarda ameliyat günü akşamı veya ertesi gün ayağa kalkmak ve kısa yürüyüşlere başlamak hedeflenir. Erken mobilizasyon akciğer sorunlarını, pıhtı riskini ve bağırsak tembelliğini azaltmaya yardımcı olur.
Ancak tansiyon düşüklüğü, kansızlık, baş dönmesi veya yoğun ağrı varsa mobilizasyon daha kontrollü yapılır.
Mide ameliyatından sonra ne zaman işe dönülür?
İşe dönüş zamanı yapılan ameliyatın büyüklüğüne, hastanın mesleğine, iyileşme hızına ve kemoterapi planına göre değişir. Masa başı işlerde dönüş daha erken olabilirken, ağır fiziksel işlerde daha uzun süre gerekir.
Total gastrektomi sonrası beslenme düzenine uyum da işe dönüş zamanını etkileyebilir. Bu karar cerrah ve onkoloji ekibiyle birlikte verilmelidir.
Mide ameliyatından sonra ne zaman araba kullanılır?
Araba kullanmak için hastanın ağrısının kontrol altında olması, dikkatini azaltan güçlü ağrı kesiciler kullanmıyor olması, ani fren yapabilecek fiziksel güce sahip olması ve karın hareketlerinde belirgin ağrı olmaması gerekir.
Genellikle erken dönemde araba kullanmak önerilmez. Net zaman, ameliyatın tipi ve hastanın iyileşme durumuna göre cerrah tarafından belirlenmelidir.
Mide ameliyatından sonra spor yapılabilir mi?
Evet, ancak kademeli olarak. İlk dönemde yürüyüş en güvenli egzersizdir. Ağır kaldırma, karın kasını zorlayan hareketler, yoğun fitness ve temas sporları için cerrahi iyileşmenin tamamlanması beklenmelidir.
Egzersiz planı ameliyat tipi, yara iyileşmesi, kilo kaybı, kas gücü ve kemoterapi durumuna göre kişiselleştirilmelidir.
Mide ameliyatından sonra nasıl beslenmeliyim?
Genel prensip küçük ve sık öğündür. Hasta günde 5–6, bazen 6–8 küçük öğün tüketebilir. Her öğünde protein öncelikli beslenmek, yavaş yemek, iyi çiğnemek ve sıvıları öğün aralarında almak önemlidir.
MSKCC, gastrektomi sonrası 3 büyük öğün yerine 6–8 küçük öğün yenmesini, öğünlerin planlanmasını ve küçük porsiyonların tercih edilmesini önerir.
Mide ameliyatından sonra kahve içilebilir mi?
Kahve bazı hastalarda tolere edilebilir, bazı hastalarda ise reflü, çarpıntı, mide-bağırsak rahatsızlığı veya ishal yapabilir. Total gastrektomi sonrası kahveye küçük miktarlarla, şekersiz veya az şekerli şekilde ve hastanın toleransına göre başlanmalıdır.
Kemoterapi döneminde bulantı, reflü veya ağız yarası varsa kahve geçici olarak rahatsız edebilir. Bu durumda tedavi ekibine danışılmalıdır.
Mide ameliyatından sonra alkol kullanılabilir mi?
Alkol mide kanseri sonrası genellikle önerilmez. Ameliyat sonrası dönemde emilim değişebilir, karaciğer yükü artabilir, kilo kaybı ve beslenme sorunları derinleşebilir. Ayrıca kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavi alan hastalarda ilaç etkileşimi ve tolerans sorunları olabilir.
Bu nedenle alkol konusunda bireysel karar mutlaka tedavi ekibiyle verilmelidir.
Tatlı yenebilir mi?
Az miktarda bazı tatlılar tolere edilebilir; ancak şekerli gıdalar dumping sendromunu tetikleyebilir. Özellikle total gastrektomi sonrası şerbetli tatlılar, gazlı-şekerli içecekler ve büyük porsiyon tatlılar çarpıntı, terleme, ishal ve halsizlik yapabilir.
MSKCC, gastrektomi sonrası dumping veya ishal yakınmalarında daha küçük öğünler, proteinle birlikte beslenme ve bazı hastalarda şekerin azaltılmasının yardımcı olabileceğini belirtir.
Dumping sendromu nedir?
Dumping sendromu, yiyeceklerin ince bağırsağa hızlı geçmesi nedeniyle ortaya çıkan bir durumdur. Yemekten sonra çarpıntı, terleme, baş dönmesi, karın krampları, ishal veya halsizlik olabilir. Geç dumpingde kan şekeri düşüklüğü belirtileri görülebilir.
Küçük ve sık öğünler, şekerli gıdaların azaltılması, sıvıların öğün aralarında alınması ve protein öncelikli beslenme şikâyetleri azaltabilir.
B12 vitamini gerekir mi?
Özellikle total gastrektomi sonrası B12 desteği çoğu hastada uzun dönem gerekir. Çünkü B12 emilimi için gerekli olan intrinsik faktör mide tarafından üretilir ve mide tamamen çıkarıldığında B12 emilimi belirgin şekilde azalır.
B12 eksikliği kansızlık, halsizlik, unutkanlık, denge sorunu, el-ayak uyuşması ve nörolojik yakınmalara neden olabilir. Bu nedenle B12 düzeyleri düzenli izlenmeli ve uygun destek planlanmalıdır.
Demir eksikliği olur mu?
Evet. Mide ameliyatı sonrası demir eksikliği sık görülebilir. Mide asidinin azalması, besin alımının düşmesi, emilim değişiklikleri ve kan kaybı demir eksikliğine katkıda bulunabilir.
Takipte hemoglobin, ferritin, serum demiri ve transferrin satürasyonu değerlendirilmelidir. Demir eksikliği varsa ağızdan veya damardan destek gerekebilir.
Kilo kaybı normal mi?
Mide kanseri ameliyatı sonrası bir miktar kilo kaybı sık görülür. Ancak hızlı, kontrolsüz ve kas kaybı ile giden kilo kaybı normal kabul edilmemelidir. Özellikle kemoterapi alacak hastalarda beslenme durumu tedavi toleransını doğrudan etkiler.
Hasta yeterli protein alamıyor, sürekli kusuyor, ishal oluyor veya kısa sürede belirgin kilo kaybediyorsa beslenme uzmanı ve tedavi ekibi tarafından değerlendirilmelidir.
Protein tozu veya beslenme ürünü kullanmalı mıyım?
Her hasta için şart değildir. Ancak yeterli protein alınamıyorsa, kilo kaybı varsa, albümin düşükse veya kemoterapi sürecinde beslenme yetersiz kalıyorsa doktor ve diyetisyen önerisiyle oral beslenme destekleri veya protein destekleri kullanılabilir.
Bu ürünler rastgele değil, hastanın böbrek fonksiyonları, sindirim toleransı, şeker hastalığı ve tedavi planı dikkate alınarak seçilmelidir.
Mide kanseri sonrası hamile kalınabilir mi?
Bazı hastalarda tedavi tamamlandıktan ve hastalık kontrol altına alındıktan sonra hamilelik mümkün olabilir. Ancak zamanlama çok önemlidir. Kemoterapi, beslenme durumu, kilo kaybı, vitamin eksiklikleri, hastalığın evresi ve nüks riski mutlaka değerlendirilmelidir.
Üreme çağındaki kadınlarda tedavi öncesi fertilite korunması konuşulmalıdır. Hamilelik planı cerrahi onkoloji, medikal onkoloji ve kadın doğum ekibiyle birlikte yapılmalıdır.
Mide kanseri cinsel yaşamı etkiler mi?
Hastalığın kendisi, ameliyat, kemoterapi, kilo kaybı, halsizlik, beden algısı ve psikolojik stres cinsel yaşamı etkileyebilir. Bu durum çoğu zaman konuşulmadığı için hastalar yalnız hissedebilir.
Cinsel yaşamla ilgili sorunlar utanılacak konular değildir. Gerekirse onkoloji ekibi, psikoonkoloji, üroloji veya kadın doğum desteği alınabilir.
Mide kanseri tekrar eder mi?
Evet, bazı hastalarda mide kanseri tedavi sonrası tekrar edebilir. Nüks riski hastalığın evresine, lenf nodu tutulumu olup olmamasına, cerrahi sınır durumuna, tümör biyolojisine ve alınan ek tedavilere bağlıdır.
Bu nedenle tedavi sonrası düzenli takip önemlidir. Takipte muayene, kan testleri, BT, endoskopi ve beslenme değerlendirmesi hastaya göre planlanır.
Takipte hangi testler yapılır?
Takip planı kişiye özel belirlenir. Genellikle klinik muayene, kan testleri, beslenme ve vitamin-mineral değerlendirmesi, gerektiğinde BT ve endoskopi kullanılır. Total gastrektomi sonrası B12, demir, D vitamini, kalsiyum ve protein durumu uzun dönem takip edilmelidir.
Endoskopi ihtiyacı yapılan ameliyat tipine göre değişir. Subtotal gastrektomi sonrası kalan mide takip edilebilir; total gastrektomi sonrası ise anastomoz bölgesi şikâyet varsa değerlendirilebilir.
Mide kanseri olan hasta nelere özellikle dikkat etmelidir?
Hasta için en önemli başlıklar şunlardır: tedavi planını aksatmamak, beslenme ve protein alımını korumak, kilo kaybını takip etmek, vitamin eksikliklerini izlemek, sigara ve alkolden uzak durmak, yeni gelişen şikâyetleri erken bildirmek ve multidisipliner takipten kopmamaktır.
Özellikle ateş, sürekli kusma, sıvı alamama, siyah dışkılama, kan kusma, nefes darlığı, hızlı kilo kaybı, şiddetli halsizlik veya yeni başlayan karın ağrısı varsa beklenmeden tedavi ekibiyle iletişime geçilmelidir.