Mide Kanseri Patoloji Raporunda Nelere Bakılır?

Patoloji Raporu Neden Bu Kadar Önemlidir?

Mide kanseri tanısında en önemli belgelerden biri patoloji raporudur. Çünkü mide kanseri tedavisi yalnızca endoskopide görülen kitleye veya tomografi sonucuna göre planlanmaz. Tümörün mikroskop altındaki tipi, mide duvarında ne kadar ilerlediği, lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı, cerrahi sınırların temiz olup olmadığı ve bazı moleküler testler tedavi kararını doğrudan etkiler.

Patoloji raporu şu sorulara yanıt verir:

  • Bu gerçekten mide kanseri mi?
  • Tümörün tipi nedir?
  • Tümör ne kadar agresif görünüyor?
  • Mide duvarının hangi tabakasına kadar ilerlemiş?
  • Lenf nodlarına yayılmış mı?
  • Ameliyatta tümör tamamen çıkarılmış mı?
  • Cerrahi sınırlar temiz mi?
  • Kemoterapi, hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi için gerekli biyobelirteçler var mı?

Bu nedenle patoloji raporu yalnızca “tanı belgesi” değildir. Aynı zamanda tedavi haritasının temel belgelerinden biridir.

Biyopsi Patoloji Raporu ile Ameliyat Patoloji Raporu Aynı Şey Değildir

Hastaların sık karıştırdığı önemli bir nokta vardır:

Endoskopik biyopsi raporu ile ameliyat sonrası patoloji raporu aynı kapsamda değildir.

Endoskopik biyopsi raporu genellikle tanı koyar. Yani “adenokarsinom var mı, tümör tipi nedir, bazı moleküler testler yapılabilir mi?” gibi sorulara yanıt verir.

Ameliyat sonrası patoloji raporu ise çok daha ayrıntılıdır. Çünkü çıkarılan mide dokusu, lenf nodları, cerrahi sınırlar ve çevre dokular mikroskop altında değerlendirilir. Bu raporda T evresi, lenf nodu sayısı, pozitif lenf nodu, cerrahi sınır, lenfovasküler invazyon ve perinöral invazyon gibi tedaviyi etkileyen birçok bilgi bulunur.

Bu nedenle biyopsi raporunda bazı bilgilerin olmaması normaldir. Örneğin yalnızca biyopsi yapılmış bir hastada gerçek T evresi veya çıkarılan lenf nodu sayısı yazmayabilir. Bu bilgiler çoğu zaman ameliyat sonrası netleşir.

 

biyopsi-patoloji-raporu-ile-ameliyat-patoloji-raporu-ayni-sey-degildir

 

Tümör Tipi

Tümör Tipi Ne Demektir?

Patoloji raporunda ilk bakılan bilgilerden biri tümörün tipidir. Mide kanserlerinin büyük çoğunluğu adenokarsinom tipindedir. Adenokarsinom, midenin iç yüzeyini döşeyen salgı yapan bez hücrelerinden gelişen kötü huylu tümördür.

Ancak mide kaynaklı her tümör adenokarsinom değildir. Daha nadir olarak mide lenfoması, gastrointestinal stromal tümör yani GIST, nöroendokrin tümörler veya başka nadir tümör tipleri de görülebilir. Bu hastalıkların tedavisi mide adenokarsinomundan farklıdır.

Bu nedenle patoloji raporunda yazan tümör tipi çok önemlidir.

Raporda şu ifadeler görülebilir:

  • Adenokarsinom
  • Tübüler adenokarsinom
  • Az diferansiye adenokarsinom
  • Taşlı yüzük hücreli karsinom
  • Diffüz tip adenokarsinom
  • Müsinöz adenokarsinom
  • Mikst tip adenokarsinom

Hastanın tedavi planı, bu tümör tipine göre değişebilir.

Lauren Sınıflaması

Lauren Sınıflaması Nedir?

Lauren sınıflaması, mide adenokarsinomlarını mikroskop altındaki büyüme biçimlerine göre temel olarak iki ana gruba ayırır:

  • İntestinal tip
  • Diffüz tip

Bazı hastalarda mikst tip de görülebilir.

Bu sınıflama hastaya tek başına tedavi kararı verdirmez; ancak tümörün biyolojik davranışı hakkında önemli bilgi verir.

İntestinal Tip Mide Kanseri

İntestinal tip mide kanseri genellikle daha düzenli bez yapıları oluşturan bir tümör tipidir. Sıklıkla kronik gastrit, atrofik gastrit ve intestinal metaplazi zemininde gelişebilir.

Bu tip mide kanserleri bazı hastalarda daha yavaş ilerleyebilir ve erken yakalandığında cerrahi başarı şansı yüksek olabilir. Ancak evre, lenf nodu durumu ve cerrahi çıkarılabilirlik her zaman ayrıca değerlendirilmelidir.

Diffüz Tip Mide Kanseri

Diffüz tip mide kanseri daha farklı bir biyolojik davranış gösterebilir. Tümör hücreleri mide duvarı içinde daha yaygın ve dağınık şekilde ilerleyebilir. Bu nedenle bazen endoskopide sınırlı bir lezyon gibi görünse bile mide duvarında daha geniş yayılım gösterebilir.

Diffüz tip mide kanserinde şu ifadeler raporda görülebilir:

  • Diffüz tip adenokarsinom
  • Taşlı yüzük hücreli karsinom
  • Signet ring cell carcinoma
  • Linitis plastica

Diffüz tip tümörlerde cerrahi planlama, görüntüleme, biyopsi ve evreleme daha dikkatli yapılmalıdır. Bazı ailelerde CDH1 gen mutasyonu ile ilişkili kalıtsal diffüz mide kanseri sendromu da gündeme gelebilir.

Grade

Grade Ne Demektir?

Grade, tümör hücrelerinin normal mide hücrelerine ne kadar benzediğini gösterir. Başka bir deyişle, tümörün mikroskop altındaki “olgunluk” derecesidir.

Raporda şu ifadeler görülebilir:

  • İyi diferansiye
  • Orta diferansiye
  • Az diferansiye
  • Undiferansiye
  • Grade 1
  • Grade 2
  • Grade 3

Genel olarak iyi diferansiye tümörler normal hücrelere daha çok benzer. Az diferansiye veya undiferansiye tümörler ise daha düzensiz görünüme sahiptir ve bazı hastalarda daha agresif davranabilir.

Ancak grade tek başına karar verdirmez. Tedavi planı yapılırken evre, lenf nodu durumu, cerrahi sınır, hastanın genel durumu ve moleküler testler birlikte değerlendirilir.

T Evresi

T Evresi Neyi Gösterir?

T evresi, tümörün mide duvarında ne kadar derine ilerlediğini gösterir. Mide duvarı birkaç tabakadan oluşur. Kanser genellikle en iç tabaka olan mukozadan başlar ve zamanla daha derin tabakalara ilerleyebilir.

Basitçe anlatmak gerekirse:

  • Tis: Kanser en yüzeyel düzeydedir.
  • T1: Tümör mukoza veya submukozaya sınırlıdır.
  • T2: Tümör mide kas tabakasına ilerlemiştir.
  • T3: Tümör mide dışına doğru ilerlemiş ancak serozayı aşmamıştır.
  • T4a: Tümör midenin dış zarına ulaşmıştır.
  • T4b: Tümör komşu organ veya yapılara invazyon göstermiştir.

T evresi yükseldikçe hastalığın lokal ileri olma olasılığı artar. Bu durum kemoterapi, cerrahi plan, lenf nodu diseksiyonu ve takip stratejisini etkileyebilir.

T Evresi Biyopsi Raporunda Yazmayabilir

Endoskopik biyopsi yalnızca tümörden küçük bir parça aldığı için tümörün mide duvarında ne kadar derine ilerlediğini her zaman gösteremez. Bu nedenle T evresi çoğu zaman ameliyat sonrası patoloji raporunda netleşir.

Bazı hastalarda endoskopik ultrason, BT, PET-BT veya tanısal laparoskopi de evreleme sürecine katkı sağlar. Ancak kesin patolojik T evresi genellikle çıkarılan ameliyat materyalinin incelenmesiyle belirlenir.

Lenf Nodu Sayısı

Çıkarılan Lenf Nodu Sayısı Neden Önemlidir?

Mide kanseri lenf yollarıyla yayılabilen bir hastalıktır. Bu nedenle ameliyat sırasında yalnızca tümörlü mide bölümünün çıkarılması yeterli değildir. Uygun hastalarda mide çevresindeki lenf nodları da çıkarılır ve patolojiye gönderilir.

Patoloji raporunda genellikle şu ifade yer alır:

“Toplam 28 lenf nodu incelendi.”

Bu sayı, ameliyatta çıkarılan ve patoloji uzmanı tarafından değerlendirilen lenf nodu sayısını gösterir.

Lenf nodu sayısı iki açıdan önemlidir:

  1. Hastalığın doğru evrelenmesini sağlar.
  2. Ameliyat sonrası tedavi kararını etkiler.

Yetersiz lenf nodu değerlendirilirse hastalık olduğundan daha erken evredeymiş gibi görünebilir. Bu nedenle mide kanseri cerrahisinde yeterli lenf nodu değerlendirmesi cerrahi kalitenin önemli göstergelerinden biridir.

Genel olarak güvenilir evreleme için en az 15–16 lenf nodunun değerlendirilmesi hedeflenir. Deneyimli merkezlerde yapılan D2 lenf nodu diseksiyonunda bu sayı çoğu zaman daha yüksek olabilir.

Pozitif Lenf Nodu

Pozitif Lenf Nodu Ne Demektir?

Pozitif lenf nodu, çıkarılan lenf nodlarının içinde kanser hücresi bulunduğu anlamına gelir.

Patoloji raporunda şu şekilde yazabilir:

  • 32 lenf nodu incelendi, 0 tanesinde metastaz saptandı.
  • 24 lenf nodu incelendi, 3 tanesinde metastaz saptandı.
  • 18 lenf nodu incelendi, 11 tanesinde metastaz saptandı.

Pozitif lenf nodu sayısı, hastalığın N evresini belirler. N evresi, mide kanserinde tedavi planını ve nüks riskini etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

Lenf nodu tutulumu varsa ameliyat sonrası kemoterapi veya daha önce başlanmış perioperatif tedavinin tamamlanması gündeme gelebilir. Ancak karar yalnızca pozitif lenf nodu sayısına göre değil; T evresi, cerrahi sınırlar, hastanın genel durumu ve daha önce aldığı tedavilere göre verilir.

Lenfovasküler İnvazyon

Lenfovasküler İnvazyon Nedir?

Lenfovasküler invazyon, kanser hücrelerinin lenf damarları veya kan damarları içinde görülmesi anlamına gelir.

Raporda şu ifadelerle karşılaşılabilir:

  • Lenfovasküler invazyon mevcuttur.
  • Lenfovasküler invazyon izlenmedi.
  • LVI pozitif.
  • LVI negatif.

Lenfovasküler invazyon varsa bu, tümör hücrelerinin yayılma yollarına girmiş olabileceğini gösterir. Bu durum bazı hastalarda nüks riskini artırabilir ve ameliyat sonrası tedavi kararında dikkate alınır.

Ancak lenfovasküler invazyon olması tek başına “hastalık kesin yayılmıştır” anlamına gelmez. Bu bilgi diğer patoloji bulgularıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Perinöral İnvazyon

Perinöral İnvazyon Nedir?

Perinöral invazyon, kanser hücrelerinin sinir çevresinde veya sinir kılıfı boyunca ilerlediğinin görülmesidir.

Raporda şu şekilde yazabilir:

  • Perinöral invazyon mevcuttur.
  • Perinöral invazyon izlenmedi.
  • PNI pozitif.
  • PNI negatif.

Perinöral invazyon, tümörün daha agresif biyolojik davranış gösterebileceğini düşündüren risk faktörlerinden biridir. Özellikle lenf nodu tutulumu, ileri T evresi veya cerrahi sınır problemiyle birlikteyse tedavi planında daha dikkatli değerlendirilir.

 

perinoral-invazyon-nedir

 

Cerrahi Sınır

Cerrahi Sınır Ne Demektir?

Cerrahi sınır, ameliyatta çıkarılan dokunun kesilen kenarlarıdır. Patoloji uzmanı bu kenarlarda kanser hücresi olup olmadığını inceler.

Amaç, tümörün güvenli sınırlarla çıkarılmasıdır. Yani çıkarılan dokunun kenarlarında mikroskop altında kanser hücresi görülmemelidir.

Raporda şu ifadeler görülebilir:

  • Proksimal cerrahi sınır temiz
  • Distal cerrahi sınır temiz
  • Cerrahi sınırda tümör izlenmedi
  • Cerrahi sınır pozitif
  • Tümör cerrahi sınıra yakın
  • R0 rezeksiyon
  • R1 rezeksiyon

Cerrahi sınırların durumu, ameliyatın onkolojik başarısını doğrudan etkiler.

R0 / R1 / R2 Rezeksiyon

R0 Rezeksiyon Nedir?

R0 rezeksiyon, ameliyat sonrası geride mikroskobik düzeyde bile tümör bırakılmadığı anlamına gelir. Mide kanseri cerrahisinde temel hedef R0 rezeksiyondur.

Başka bir deyişle:

R0 = Tümör tamamen çıkarılmış, cerrahi sınırlar temiz.

Bu, küratif cerrahinin en önemli koşullarından biridir.

R1 Rezeksiyon Nedir?

R1 rezeksiyon, ameliyat sırasında gözle tümör bırakılmamış gibi görünse bile mikroskop altında cerrahi sınırda kanser hücresi saptanmasıdır.

Başka bir deyişle:

R1 = Mikroskobik düzeyde tümör kalmış olabilir.

Bu durum nüks riskini artırabilir ve ameliyat sonrası tedavi planını değiştirebilir. R1 saptanan hastalarda multidisipliner değerlendirme özellikle önemlidir.

R2 Rezeksiyon Nedir?

R2 rezeksiyon, ameliyat sonunda gözle görülebilir tümör dokusunun geride kalması anlamına gelir.

Başka bir deyişle:

R2 = Makroskopik, yani gözle görülebilir tümör kalmış.

R2 rezeksiyon genellikle küratif cerrahi kabul edilmez. Bu durumda tedavi planı sistemik tedavi, radyoterapi, palyatif yaklaşımlar veya semptom kontrolü yönünde değişebilir.

HER2

HER2 Nedir?

HER2, bazı kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan bir büyüme reseptörüdür. Bazı mide kanserlerinde HER2 fazla miktarda bulunabilir. Bu durumda tümör HER2 pozitif olarak tanımlanır.

HER2 pozitifliği özellikle ileri evre veya metastatik mide kanserinde önemlidir. Çünkü HER2 pozitif hastalarda HER2’yi hedefleyen ilaçlar tedavi seçenekleri arasına girebilir.

Patoloji raporunda şu ifadeler görülebilir:

  • HER2 negatif
  • HER2 pozitif
  • HER2 IHC 0
  • HER2 IHC 1+
  • HER2 IHC 2+
  • HER2 IHC 3+
  • HER2 FISH / ISH pozitif
  • HER2 FISH / ISH negatif

Genel olarak HER2 IHC 3+ güçlü pozitifliği düşündürür. HER2 IHC 2+ ara sonuç olabilir ve çoğu zaman ISH veya FISH gibi ek testlerle doğrulanması gerekir.

Hastanın HER2 sonucu tedavi kararını etkileyebileceği için özellikle ileri evre mide kanserinde raporda HER2 durumunun bulunması önemlidir.

MSI / dMMR

MSI ve dMMR Ne Demektir?

MSI, “mikrosatellit instabilitesi” anlamına gelir. dMMR ise “DNA tamir mekanizması eksikliği” demektir.

Normal hücrelerde DNA kopyalanırken oluşan bazı hataları düzelten tamir sistemleri vardır. Bu sistem bozulduğunda tümör hücrelerinde genetik hatalar birikebilir. Bu durum bazı hastalarda tümörün bağışıklık sistemi tarafından daha kolay tanınmasına neden olabilir.

Raporda şu ifadeler görülebilir:

  • MSI-High
  • MSI-Low
  • MSS
  • dMMR
  • pMMR
  • MLH1 kaybı
  • PMS2 kaybı
  • MSH2 kaybı
  • MSH6 kaybı

MSI-High veya dMMR olan mide kanserlerinde immünoterapi seçenekleri gündeme gelebilir. Ayrıca bazı hastalarda Lynch sendromu gibi kalıtsal kanser sendromları açısından ek değerlendirme gerekebilir.

Bu nedenle MSI / dMMR sonucu yalnızca tedavi açısından değil, bazı hastalarda ailevi risk değerlendirmesi açısından da önemlidir.

PD-L1 CPS

PD-L1 Nedir?

PD-L1, kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçmasına yardımcı olabilen bir proteindir. Mide kanserinde PD-L1 genellikle CPS yani Combined Positive Score ile raporlanır.

CPS, yalnızca tümör hücrelerine bakılarak hesaplanan basit bir yüzde değildir. Tümör hücreleriyle birlikte bağışıklık hücrelerindeki boyanma da hesaba katılır.

Raporda şu ifadeler görülebilir:

  • PD-L1 CPS 0
  • PD-L1 CPS 1
  • PD-L1 CPS 5
  • PD-L1 CPS 10
  • PD-L1 pozitif
  • PD-L1 negatif

PD-L1 CPS değeri, özellikle ileri evre veya metastatik mide kanserinde immünoterapi kararında kullanılabilir. Ancak immünoterapi kararı yalnızca PD-L1 sonucuna göre verilmez. MSI/dMMR durumu, HER2 durumu, hastalığın evresi, önceki tedaviler, hastanın genel durumu ve yan etki riski birlikte değerlendirilir.

Claudin 18.2

Claudin 18.2 Nedir?

Claudin 18.2, mide mukozasında bulunan bir hücre bağlantı proteinidir. Bazı mide adenokarsinomlarında tümör hücreleri bu proteini yüksek düzeyde taşıyabilir.

Son yıllarda Claudin 18.2 pozitif mide kanserlerinde bu hedefe yönelik tedaviler gündeme gelmiştir. Bu nedenle ileri evre veya metastatik mide kanserinde Claudin 18.2 testi giderek daha önemli hale gelmektedir.

Raporda şu ifadeler görülebilir:

  • Claudin 18.2 pozitif
  • Claudin 18.2 negatif
  • CLDN18.2 pozitif
  • CLDN18.2 ekspresyonu
  • Boyanma yüzdesi
  • Boyanma şiddeti

Claudin 18.2 pozitifliği özellikle HER2 negatif, ileri evre veya metastatik mide / gastroözofageal bileşke adenokarsinomlarında tedavi seçeneklerini etkileyebilir. Ancak bu testin nasıl yorumlanacağı, kullanılan antikora, boyanma oranına, ülkeye ve ilaç erişimine göre değişebilir. Bu nedenle sonuç mutlaka medikal onkoloji ekibiyle birlikte değerlendirilmelidir.

 

claudin-182-nedir

 

Patoloji Raporunda Hastanın Özellikle Bakması Gereken 10 Satır

Bir hasta patoloji raporunu eline aldığında her kelimeyi anlamak zorunda değildir. Ancak şu başlıklar özellikle önemlidir:

  1. Tanı: Adenokarsinom mu?
  2. Lauren tipi: İntestinal mi, diffüz mü?
  3. Grade: İyi, orta veya az diferansiye mi?
  4. T evresi: Tümör mide duvarında ne kadar derine ilerlemiş?
  5. Lenf nodu sayısı: Kaç lenf nodu incelenmiş?
  6. Pozitif lenf nodu: Kaç lenf nodunda kanser var?
  7. Lenfovasküler invazyon: Var mı, yok mu?
  8. Perinöral invazyon: Var mı, yok mu?
  9. Cerrahi sınır: Temiz mi, pozitif mi?
  10. Moleküler testler: HER2, MSI/dMMR, PD-L1 CPS, Claudin 18.2 sonucu nedir?

Bu 10 başlık, hastalığın evresini, nüks riskini, ameliyat başarısını ve ek tedavi ihtiyacını anlamada temel rol oynar.

Patoloji Raporunda Her Bilginin Olmaması Normal midir?

Evet, bazı durumlarda normaldir.

Örneğin yalnızca endoskopik biyopsi yapılmış bir hastada şu bilgiler olmayabilir:

  • Gerçek T evresi
  • Toplam çıkarılan lenf nodu sayısı
  • Pozitif lenf nodu sayısı
  • Cerrahi sınır
  • R0 / R1 / R2 durumu

Çünkü bu bilgiler çoğu zaman ameliyat sonrası çıkarılan dokunun incelenmesiyle anlaşılır.

Buna karşılık biyopsi raporunda genellikle şu bilgiler bulunabilir:

  • Tümör tipi
  • Adenokarsinom tanısı
  • Diffüz / intestinal tip hakkında ipucu
  • Grade
  • HER2
  • MSI/dMMR
  • PD-L1 CPS
  • Claudin 18.2

Bazı moleküler testler ilk biyopside yapılmamış olabilir. Bu durumda mevcut patoloji bloğundan ek test istenebilir.

Patoloji Blokları Neden Saklanmalıdır?

Endoskopi veya ameliyat sonrası alınan doku örnekleri patoloji laboratuvarında bloklar halinde saklanır. Bu bloklar ileride ek testler için gerekebilir.

Örneğin ilk raporda yalnızca adenokarsinom tanısı yazıyor olabilir. Daha sonra tedavi planı yapılırken şu testlere ihtiyaç duyulabilir:

  • HER2
  • MSI / dMMR
  • PD-L1 CPS
  • Claudin 18.2
  • Gerekirse daha geniş moleküler testler

Bu nedenle hastaların patoloji raporlarını, blok bilgilerini ve varsa preparatlarını kaybetmemesi önemlidir. İkinci görüş veya yurt dışı değerlendirme yapılacaksa patoloji blokları ve lamlar istenebilir.

Patoloji Raporu Tek Başına Tedavi Kararı Verdirir mi?

Hayır. Patoloji raporu çok önemlidir ama tek başına yeterli değildir.

Tedavi kararı için patoloji raporu şu bilgilerle birlikte değerlendirilir:

  • Endoskopi bulguları
  • BT / PET-BT / MR sonuçları
  • Gerekirse endoskopik ultrason
  • Gerekirse tanısal laparoskopi
  • Hastanın yaşı
  • Beslenme durumu
  • Kilo kaybı
  • Performans durumu
  • Ek hastalıklar
  • Önceden alınan tedaviler
  • Multidisipliner konsey kararı

Örneğin aynı patoloji raporuna sahip iki hastadan biri erken evrede olabilirken, diğerinde lenf nodu veya periton yayılımı olabilir. Bu nedenle patoloji raporu mutlaka klinik ve radyolojik bilgilerle birlikte yorumlanmalıdır.

Hastanın Doktoruna Sorabileceği Sorular

Patoloji raporunuzla doktorunuza giderken şu soruları sormanız yararlı olabilir:

  • Tümörümün tipi nedir?
  • İntestinal tip mi, diffüz tip mi?
  • Grade ne anlama geliyor?
  • T evrem nedir?
  • Kaç lenf nodu çıkarıldı?
  • Kaç lenf nodunda kanser saptandı?
  • Cerrahi sınırlar temiz mi?
  • R0 rezeksiyon sağlandı mı?
  • Lenfovasküler invazyon var mı?
  • Perinöral invazyon var mı?
  • HER2 sonucum nedir?
  • MSI / dMMR sonucum nedir?
  • PD-L1 CPS değerim nedir?
  • Claudin 18.2 testi yapıldı mı?
  • Bu rapora göre kemoterapi gerekir mi?
  • Hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi açısından uygun muyum?
  • Ek patoloji testi istenecek mi?
  • Patoloji bloklarımı saklamalı mıyım?

Bu sorular hastanın tedavi sürecini daha iyi anlamasına yardımcı olur.

Patoloji Raporundaki Bilgiler Hastaya Ne Söyler?

Patoloji raporu hastaya üç ana konuda bilgi verir:

1. Hastalığın Kimliği

Tümör tipi, Lauren sınıflaması, grade ve moleküler özellikler hastalığın biyolojik kimliğini gösterir.

2. Hastalığın Yaygınlığı

T evresi, lenf nodu sayısı ve pozitif lenf nodu sayısı hastalığın ne kadar ilerlediğini gösterir.

3. Tedavi Sonrası Risk

Cerrahi sınır, R0/R1/R2 durumu, lenfovasküler invazyon, perinöral invazyon ve lenf nodu tutulumu ameliyat sonrası nüks riskini ve ek tedavi ihtiyacını değerlendirmede kullanılır.

Bu nedenle patoloji raporu, hastalığın yalnızca “adı” değil, aynı zamanda davranışı ve tedavi stratejisi hakkında bilgi verir.

Bilmeniz Gerekenler

  • Patoloji raporu mide kanserinde tanı, evreleme ve tedavi planının temel belgelerinden biridir.
  • Biyopsi raporu ile ameliyat sonrası patoloji raporu aynı kapsamda değildir.
  • Tümör tipi, Lauren sınıflaması ve grade tümörün biyolojik davranışı hakkında bilgi verir.
  • T evresi, tümörün mide duvarında ne kadar derine ilerlediğini gösterir.
  • Lenf nodu sayısı ve pozitif lenf nodu sayısı evreleme ve tedavi kararı açısından kritiktir.
  • Lenfovasküler ve perinöral invazyon nüks riski değerlendirmesinde dikkate alınır.
  • Cerrahi sınırların temiz olması ve R0 rezeksiyon sağlanması mide kanseri cerrahisinde temel hedeftir.
  • HER2, MSI/dMMR, PD-L1 CPS ve Claudin 18.2 gibi moleküler testler özellikle ileri evre hastalıkta tedavi seçeneklerini etkileyebilir.
  • Patoloji raporu tek başına değil; endoskopi, görüntüleme, hastanın genel durumu ve multidisipliner değerlendirme ile birlikte yorumlanmalıdır.
  • Patoloji blokları ve raporlar saklanmalıdır; gerekirse ek testler bu materyallerden yapılabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

mide-kanseri-tanisi-nasil-konur
Mide Kanseri Tanısı Nasıl Konur?

Mide kanseri tanısı tek bir tetkikle konulmaz. Tanı süreci; hastanın şikâyetlerinin d…

Devamını Oku
mide-kanseri-tedavisi
Mide Kanseri Tedavisi

Mide kanseri tedavisi son 20 yılda önemli ölçüde değişmiştir. Eskiden tedavinin temel…

Devamını Oku
mide-kanserinden-korunma
Mide Kanserinden Korunma

Mide kanseri her zaman tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Genetik yatkınlık, …

Devamını Oku